Sanallaştırma

Sanallaştırma Nedir?

Virtualization (sanallaştırma) donanım ya da bir yazılım üzerinde bir ya da daha fazla işletim sisteminin aynı anda kullanılmasını sağlayan mantıksal yapıdır. Sanallaştırmayı 1999 yılında ilk olarak vmware firması çıkarmıştır ve ilk vmware Workstation ürünü çıkarılmıştır. 2001 yılında da server donanımlara doğrudan kurularak üzerinde sanal serverlar oluşturmamızı sağlayan ESX Serverı kullanıma sürmüştür. Günümüz teknolojisi ile çok başarılı kullanım ile server işletim sistemlerinde çok güvenli çalışma ortamları sağlamıştır.

Daha öncelerde her bir server platformu için bir server donanım gereksinimi duyardık. Şu anki teknoloji ile güçlü bir server donanım üzerine, server donanımının kaldırabileceği kadar server kurabilmekteyiz. Örneklendirmek gerekirse, Domain Controler, File Server, http Server, ftp server, mail server gibi 10 tane server platform ihtiyacı olan sistemler kullanmak istediğimizde bu sistemlerin adedince donanıma ihtiyaç duyardık. Sanallaştırma teknolojileri ile bu ihtiyacı giderebiliyor ve donanım maliyetini, soğutma maliyeti gibi artı maliyet gerektiren durumları da minimuma indirmiş oluyoruz.

Vmware bu işin oluşturucusu ve geliştiriciliği açısından en büyük sanallaştırma teknolojisi üreten firma olmakla beraber Microsoft firması vmware rakip olarak hyper-v’yi geliştirmiştir. Vmware bedava ve ücretli ürünler sunmakta. Hyper-v ise bedava bir çözümdür ancak hyper-v kullanabilmek için her server donanım için Microsoft Windows Server 2008 ve üstü lisans gerekmektedir.

Survivor Bilgi Sistemleri Ltd.Şti sizler için en doğru çözümü belirleyerek, sisteminize entegre etmektedir. Kısaca Sanallaştırmanın çalışma mimarisini aşağıda bilgilerinize sunarız.

Aşağıdaki tablo ile sanallaştırma ile nasıl bir güvenlik sağlanır inceleyelim.

İki fiziksel sunucu üzerinde birkaç tane sanal sunucu olduğunu varsayarsak,

Sanallaştırma öncesinde

Her sunucu için bir fiziksel sunucu gerekmekteydi. Sunucu bozulduğunda ve ya plansız bir kesinti gerçekleştiğinde o sunucu ile ilgili hiçbir kaynağa erişememiş oluyorduk. Sanallaştırma teknolojisinin gelişmesi ile birlikte iki fiziksel sunucuyu ortak kullanarak kesintisiz çalışma sağlayabilmekteyiz. Bu sisteme cluster denmektedir. Bunu iki şekilde sağlayabiliriz sunucular aktif/aktif ve aktif/pasif olarak yapılandırılarak olası fiziksel bozulmalara karşı önlem almış oluyoruz. Aktif/aktifte iki sunucu üzerinde de çalışan sanal sunucular bulunmaktadır. Fiziksel sunuculardan birisin de bir problem olması durumda o sunucu üzerinde çalışan sanal sunucular ikinci sunucuya geçerek çalışmalarına devam edebilmekteler. Aktif/pasif’te birinci fiziksel sunucu çalışıyorken ikinci fiziksel sunucu beklemede kalır. Birinci sunucuda bir problem olması durumdan ikinci fiziksel sunucu devreye girer ve bütün rolü kendi üzerine alır. Bu iki yapıya da Failover Cluster denir. Sanallaştırma da cluster kullanımının bir avantajı daha var ki her sunucu üzerinde çok sayıda disk bulundurma ihtiyacının olmaması, bunun için bir storage (depolam ünitesi) kullanarak, sanal serverları bu storage üzerine konumlandırıyoruz. Zaten failover cluster yapıları oluşturabilmek için bir depolama ünitesi gerekmektedir. Aktif/aktif ve aktif/pasif yapıyı örneklendirelim.

Aktif/Aktif Failover Cluster yapısının çalışma mantığı aşağıdaki gibidir.

Aktif/aktifte fiziksel sunuculardan birinde bir problem olduğunda manuel ya da otomatik olarak problem olan fiziksel sunucunun üzerinde çalışan sanal sunucular diğer sunucunun üzerine geçirilir. Aşağıda bununla ilgili bir örnek bulunmaktadır.

Aktif/pasif Failover Cluster yapısının çalışma mantığı aşağıdaki gibidir.

Aktif/pasifte sanal sunucuların çalıştığı fiziksel donanımda bir problem oluşması durumda bütün sanal sunucular pasif konumdaki fiziksel sunucuda çalışmaya başlar.

Sanallaştırma gerek vmware gerekse de hyper-v ile aynı avantajları sağlar.